Adanalı – Hayata Dokunan Diziler Tutuyor
Yazan: kedimi7m Kasım 13, 2008
Hayata dokunan diziler tutuyor
Polisiye, mafya, aşk ve gençlik dizileri derken her hafta onlarca dizi giriyor evimize. Kiminde şiddete takılırken gözümüz, kiminde kültürümüzle uzaktan yakından ilgisi olmayan sahnelerle karşılaşıyoruz.
Son yıllarda ekonomik olduğu kadar senaryo konusunda da darboğaza giren yapımcılar, kendi kültürümüzden uzaklaşarak içinde mantık hatalarıyla dolu yapımları ekrana taşımaya başladı. Bu da, pek çok yönetmenin yıllardır savunduğu ‘Diziler hayatın içinden geçmeli.’ tezini yeniden tartışmaya açtı.
İzleyici ise “Bu dizilerde kendimizden ne buluyoruz?” sorusunu daha sık sormaya başladı. Tabii mahallemizde geçiyormuş hissi veren yapımlar da yok değil. Ama öncelikle bize uzak olanlara bakmakta fayda var. Show TV’deki ‘Gece Sesleri’nde Vildan Atasever’in babasını canlandıran Sinan karakterinin eve ayakkabılarıyla girmesi, yaşadığı gecekondu benzeri evle hiç uyuşmuyor. Zengin-fakir dengesinin gözetilmemesi de izleyenlerin dizilerin içine girmekte zorlanmasının sebeplerinden. Villalarda geçen hayatlar, uşaklar, özel şoförler toplumun çoğunluğu için pek fazla bir şey ifade etmiyor. Yine gençlik dizisi adı altında ekrana sunulan yapımların da gerçekçilikten uzak kaldığı görülüyor. Bunun en açık örneği, askerlik çağına gelmiş sakallı gençlerin, koca koca kızların lise öğrencisi diye sunulduğu Fox TV’de yayınlanan ‘Arka Sıradakiler. Çiftlik hayatının tam olarak yansıtılamadığı ‘Asi’den tutun, çarpık ilişkilerle gündeme gelen ‘Aşk-ı Memnu’ya, uzadıkça uzayan senaryosuyla bitmek bilmeyen ‘Binbir Gece’den sihirli dizilere kadar ekrandaki onlarca yapımda izleyici kendinden bir şeyler bulmak için uğraş veriyor. Yönetmen Alper Mestçi, “Peki bu şart mıdır?” sorusuna -her ne kadar kendisi dizi izlemese de- “Diziler hayatın içinden geçmek zorunda değil. Sonuçta belli bir süre içinde çekilen, kurgudan ibaret işler. Adı üstünde kurgu.” şeklinde cevap veriyor.
Uzun soluklu dizilere bakıldığında ise çoğunun içinden mahalle geçen sıcak yapımlar olduğu görülüyor. Uzun yıllar zevkle izlenen ‘Ekmek Teknesi’ bu konuda en bariz örnek. Yavuz Bingöl ve Yetkin Dikinciler’in rol aldığı Show TV’deki ‘Eşref Saati’ de mahalle hayatını yansıtma noktasında önemli bir yapım. Terzisi, kahvehanesi ve herkesin derdiyle ilgilenen ağalarıyla izleyiciyi ekrana bağlıyor. Tabii ki hayatın içinden geçen diziler bunlarla sınırlı değl. atv’de yeni başlayan Oktay Kaynarca ve Özgü Namal’ın rol aldığı ‘Adanalı’ da diğerlerinden farklı olduğunu daha ilk bölümünde gösterdi. Örneğin bugüne kadar çoğu dizide duymadığımız ‘ezan’ sesiyle buluşturdu izleyiciyi. Dizilerde geçen ezan ve dua sahnelerinin ‘gericilik’ değil olsa olsa gerçekçilik unsuru olduğunu da göstermiş oldu. Kanal D’de yayınlanan ‘Arka Sıradakiler’in konu seçimi, operasyon için çekilen mekanların varoşlarda olması da diziyi gerçekçi kılıyor. Son olarak Samanyolu’nun yeni dizisi ‘Kendi Okulumuza Doğru’da izleyici kendinden birşeyler buluyor.









boss demiş
muhtesem bir dizi her bölümünü merakla bekliyoruzz umarız devam eder adanalı adamımsınn:):):):)